15 Aralık 2009 Salı

KARADAĞDA YAŞAM

Geçtiğimiz hafta iç anadolunun ormanlık sayılabilecek kadar ağaç bulunan ve adına Kara Dağ denilen ve bu dağın eteğinde bulunan koyun ağılına davetliydik.Solda ben ortada meslektaşım ve kankim Faruk Bey sağdada bizi davet eden ağılın sahibi ve aynı zamanda kayın biraderim olan Sezayi Bey.Sanırım ağılı bilmiyen yoktur.Ama yinede kibarlaştıracak olursak dağ evi veya çiftlik evi ve müştemilatına verilen isim diyebiliriz.


Bu tepecikte karadağın bir bölümünü oluşturuyor.Üzerindeki sis bulutu çok hoş bir manzara ya sebep olmuş...





Bunlarda dağlık alanın yeni yetişen ağaçları.Karadağda ardıç ve odun kalitesi yüksek meşe yetişmekte.Meşeler biraz daha dağın yukarı kesimlerinde bulunuyor.Aslında ilkbaharda arılar için biçilmiş kaftan bir yer ama hiç su yok.Allahtan kuru.Benim arıları koyabileceğim yere en yakın su kaynağı 5 km.




Burasıda ağıl.Aşağı yukarı 500 civarında koyuna barınak oluyor.Resimde görülen kısmı çoban barınağı...




Buda sürü bekçilerinden çomar.Kendisi bizi görünce iyice azdı.Kayın biraderimin telkinleriyle böyle poz alabildim.Biraz zor ve tehlikeli oldu ama ....




Akşam saatlerinde sürü ağıla gelirken.Koyunların gözleri fal taşı gibi parlıyor.Değim de cuk oturdu hani...





Bu kısımda koyunların yazını ve kışını geçirdikleri barınakları.Ağıl kısmı yani.Bana göre dağda hayat çok güzel ama birkaç saatliğine.Bir ömür buralarda geçermi ?düşünmedim ama geçirmek istemezdim heralde.Ama sonuçta memleketimizde doktora,mühendise,işçiye,çiftçiye vs. nekadar ihtiyaç varsa sürü idarecisinede (çobana) okadar ihtiyaç var.Birileri de bu işlerle uğraşmalı diye düşünüyorum...




Birazda emeğimiz geçsin diye düşündüm ve azıcık odun parçaladım...


Tabi odunları ben parçaladım ya müthiş yanıyorlar....

Ama en büyük emeği Sezayi Bey sergiledi ve meşe közünde etleri hazırladı.Kendisine buradan teşekkür ediyorum.Aslında işin bu kısmından çok hoşlandığım söylenemez.Çünki yenilen şeylerin resmini yayınlamayı çok sevmiyorum ama resimlerde çok net olmadığı için paylaşmayı uygun gördüm.Yinede siz değerli dostlarımdan özür diliyor ve affınıza sığınıyorum....

4 yorum:

http://ilhamiuyar.blogspot.com/ dedi ki...

Sayın Unutmazsoy,pek maceralı bir okadarda zevkli bir zaman geçirmişe benziyorsunuz,afiyet olsun,tabiiki meslekler dünya kurulalı beri devam ediyor,herşey zincirleme,eksik olunca olmuyor,köpek kangala benziyor,takdir edersinizki onun görevide emanetleri ve yöreyi korumak,işyeri sahibine herzaman kuzularından ve koyunlarından en iyi verimi almasını diliyor hepinize saygılar sunuyorum.

UNUTMAZSOY ARICILIK dedi ki...

İlginize çok teşekkür ederim İlhami Bey.Fikirlerinize katılıyorum..Saygılarımla...

d.m.t dedi ki...

Odun dediğiniz o küçük dal parçası mı:)
Baltayı şöyle iki elinizle tutup; büyük bir kütüğü parçalasaydınız bari!!!

Ağıl; bizim burada küçük baş hayvan barınağı olarak anılır(koyun keçi gibi) Boyu alçaktır ve bu yüzden kışın kuytu oluyor sanıyorum:)
Kırda; dağda yaşamak güzeldir aslında! Ama hayvan bakmak gerçekten zor. Ayrıca üst baş hep hayvan kokar! Biz ahıra yada ağıla girsek bizde kokarız; bunda şaşılacak bir şey yok sonuçta hayvan bakıyorsunuz!

Sabah akşam duş alır; üstünüzü değişirseniz kokmaz !!! Ama.. Ülkemizin pek çok yerinde insanlar ısınmaya fırsat bulamıyor bizde “duştan” bahsediyoruz olacak iş değil!
En iyisi biz oturduğumuz yerde oturalım; başka yerde yapamayız!

Köpeğin tasması da çok hoş(başka hayvanlar boğmasın diye takılıyor değil mi) Bu dikenler hayvanın vücuduna batmıyor mu acaba?

UNUTMAZSOY ARICILIK dedi ki...

Sayın d.m.t Hanım.İlginize ve yorumunuza çok teşekkür ederim.Çoban köpekleri hakkında detaylı bir bilgim yok ama heralde tasma batmıyordur.Zararlı olsa takmazlardı diye düşünüyorum.Saygılarımla...